Kadın Hakları

yorumsuz
320

Karşılaştırın aradaki farkı siz görün! Kadın hakları bildirgesini de unutmadık.

Genel

18. yüzyılda başlayan Kadın Hareketleri’nin uzun mücadelesi kadınların seçme hakkını elde etmesinden önce başlamıştır. Fransız Devrimi sırasında Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin yayınlayan ve sonra da yayınladığı bir yazının kralcı görülmesi nedeniyle de idam edilen Olympe de Gouges kadınların seçme hakkı için mücadele veren ilk modern savunucudur. Kadınlar ilk olarak 1776 yılında Amerika’nın New Jersey eyaletinde seçme hakkını elde ettiler; ancak bu hak 1807 yılında geri alındı. Güney Pasifik’te bir adada İngiliz kolonisi Pitcairn’de ilk olarak 1838 yılında kalıcı kadın hakları elde edildi.

İlk modern devlet olarak da Amerika Birleşik Devletleri’nin Wyoming eyaleti 1869 yılında kadın haklarını tanıdı. 1871 yılında da Paris kadın haklarını tanıdı. 21 Mayıs’ta aynı yıl Fransız hükümet askerlerinin bastırması ile bu hak tekrar geri alındı. Bir zamanlar kısıtlı yönetimiyle İngiliz bölgesi olan Yeni Zelanda’da 1893 yılında kadınlar aktif seçim hakkını elde etmiştir. Pasif seçim hakkını da ilk olarak 1919 yılında elde etmişlerdir. Daha sonra 1894 yılında o zamanlar koloni olan Güney Avustralya aktif ve pasif seçme haklarını kabul etmiştir. Ardından bir sene öncesinde Britanya’dan ayrılarak resmen bağımsızlığını ilan eden, yeni kurulmuş Avustralya devleti bu hakkı tanımıştır. Böylece Avustralya kadın haklarını kabul eden ilk modern egemen devlet olmuştur.

1 Haziran 1906 tarihli eyalet meclisi tüzüğü ile Finlandiya kadın haklarını kabul eden ilk Avrupa ülkesi olmuştur. Finlandiya o zamanlar Rusya’ya bağlı bir beylik idi. 1915 yılında Danimarka anayasasının değişmesi ile de kadınların seçme hakkı Danimarka’da kabul edilmiştir.

12 Kasım 1918 yılında Alman Avusturya’sının devlet ve yönetim biçimi yasası ile kadınlar Avusturya’da genel seçim haklarını elde etmişlerdir. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yıkılıp Cumhuriyet rejimine geçilmesiyle de, Anayasalarındaki 9. maddede de kurulan ulusal meclisin gerçekleşecek seçimleri için de “Bütün yurttaşların cinsiyet ayrımı gözetmeksizin genel, eşit, direk, saklı oy hakkı”ndan bahsedilmiştir. Sonraki maddede de “Ülke, bölge, semt ve belediye temsilciliği seçimi ve seçim hakkı” olarak bu bilgi açımlanmıştır. Aynı gün milletvekilleri komisyonu tarafından Alman halkı için bir bildiri yayınlamıştır. Bu bildiride “Alman Kasım Devrimi” sırasında iktidara gelen hükümet yasaların verdiği güç ile bundan sonra her bir resmi kurum için yapılan seçimlerde 20 yaşını doldurmuş bütün kadın ve erkeklerin dengeli seçim sistemine dayanarak eşit, saklı, direk ve genel seçim hakkına sahip olduğunu ilan etmiştir. Kısaca burada 30 Kasım 1918 tarihinde yasaları belirleyen Alman ulusal meclisinin seçimler üzerine yaptığı düzenleme ile seçim hakkı yasal olarak verilmiştir. Böylelikle Almanya’daki kadınlar 19 Ocak 1919 tarihinde Alman ulusal meclis seçimlerinde ilk defa ulusal seçim haklarını kullanmışlardır. Nasyonal sosyalistlerin gücü ele geçirmesiyle 1933 yılında pasif seçim hakkı kadınların elinden tekrar alınmıştır.

Amerika’da kadınlar 1920 yılında 19. anayasa değişikliğinin ardından ülke çapında tam bir seçim hakkı elde etmişlerdir. İngiltere’de ise kadınlar 1919 yılında kısıtlı bir şekilde bazı özel durumlarda oy kullanabilme hakkını elde etmişlerdir. Daha sonra ise tam oy hakkını 2 Temmuz 1928 tarihinde elde etmişlerdir. Türkiye’de kadınlar 1930 yılında aktif, 1934 yılında da pasif seçme hakkını elde etmişlerdir. Fransa 1944 yılında Alman ordusunun müttefikleri sayesinde özgürlüğüne kavuştuğunda Fransa’daki kadınlar, 1944 yılında da Belçika’daki kadınlar ve hatta aynı yıl İtalya’daki kadınlar seçim hakkını elde etmişlerdir. (İtalya’daki kadınlar daha önce 1925 yılında genel seçim hakkını elde etmişlerdi.) Hindistan’da da kadınlar seçme hakkına 1950 yılında ulaşmışlardır.

İsviçreli kadınlar ülke çapında bir seçim hakkı için 2 Şubat 1971 tarihine kadar beklemek zorunda kalmışlardır. Appenzell Innerrhoden kantonu da bu hakkı ilk olarak 1990 yılında kabul etmiştir. Buna ek olarak 1984 yılında Lichtenstein, 2003 yılında da Afganistan bu hakkı kabul etmiştir. 2005 yılında da Kuveyt’teki kadınlar hem aktif hem pasif seçme hakkına sahip olmuştur. Dünya çapındaki farklı ülkelerin son 230 yıl boyunca kadın haklarını elde etmelerinin kronolojik tablosu bulunmaktadır.

Türkiye

Dünyada her 3 kadından 1’i hayatında en az bir kez aile içi şiddete maruz kalıyor. G-20 üyesi Türkiye’de bu oran diğer gelişmiş devletlere oranla çok daha yüksek.

Türkiye genelinde kadınların neredeyse yarısı şiddete maruz kalıyor. Uzmanlara göre ülke genelinde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı %39. Varoşlarda bu oran %97’lere çıkıyor.[1] Yaşadıkları fiziksel şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı %48.5. Herhangi bir sivil toplum örgütüne ve polis, savcılık dahil hiçbir kuruluşa başvurmayanların oranı %92.[2]

Genel kanının aksine kırsal kesimde ve kentlerde kadına karşı şiddet oranı hemen hemen eşit düzeyde. Şiddetin en yoğun yaşandığı bölgeler ise Doğu ve İç Anadolu bölgeleri.[2]

Eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’ya göre kadına karşı şiddetle mücadelede, kadın ve erkeklerin duyarlılıklarının artırılması, farkındalık yaratılması ve bilinçlendirilmesi ayrıca şiddet mağduru veya risk altındaki kadınlara sunulan hizmetlerde ise kurumsal mekanizmaların eşgüdüm içinde çalışmalarını sürdürmesi gerekiyor.[2]

Kadına en temel haklarının iade edilmesinde erkeklerin eğitimine çok önemli rol düşüyor. Bu amaçla 2006 yılı Ağustos’unda askerlik hizmetini yapmakta olan er ve erbaşlara verilen yurttaşlık sevgisi eğitim programına kız çocuklarının eğitimi, kadınların istihdamı ve karar alma mekanizmalarına katılımları, kadına yönelik şiddet, töre cinayetleri, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konuları da dahil edildi.[3]

Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan istatistiklere göre, Türkiye’de kadın cinayetlerinde 2002’den 2009’a kadar %1.400 oranında artış olmuştur.[4] Aynı verilere göre 2002 yılında 66, 2003’te 83, 2004’te 164, 2005’te 317, 2006’da 663, 2007’de 1011, 2008’de 806, 2009’un ilk 7 ayında ise 953 kadın yaşamını kaybetmiştir.[4]

Türkiye’de aile içi şiddete uğrayan kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını düzenleyen ‘Ailenin Korunmasına Dair Kanun’, 1998’de yürürlüğe girdi.

Kadın Hakları Bildirgesi

1. Kadın özgür doğar ve yaşamını erkeklerle eşit haklara sahip olarak sürdürür.

2. Her siyasi topluluğun amacı, kadının ve erkeğin doğal ve daimi haklarını korumaktır. Bu haklar özgürlük, güvenlik, mülkiyet ve özellikle baskıya karşı koymaktır.

3. Devletin egemenliği, kadınların ve erkeklerin birliği olan ulustan kaynaklanır.

4. Özgürlük ve adalet, bireylere hakları olanı iade etmektir. Kadınlar doğuştan sahip oldukları haklarını kullanırken erkeklerin tiranlığıyla engellenmektedir. Bu engeller, doğanın ve aklın koyduğu yasalarla kaldırılmalıdır.

5. Doğanın ve aklın koyduğu yasalar, topluma zarar verecek tüm davranışları ortadan kaldırır.

6. Yasa, genel iradenin ifadesi olmalıdır. Bütün kadın ve erkek yurttaşlar bizzat ya da vekilleri aracılığıyla yasaların yapım sürecine katılmalıdır. Yasalar bütün yurttaşlara eşit uygulanmalıdır. Kadın ve erkek yurttaşlar, ayrım yapılmaksızın bütün mevkilere kabul edilmelidir.

7. Kadınlar ayrıcalıklı haklara sahip değildir. Kadınlar erkeklerle birlikte aynı yasalara tabidir.

8. Yasalar sadece zorunlu olan, açık ve kesin cezalar koyar. Kadınlar, suç teşkil eden eylemden önce ve yasalara başvurulmaksızın cezalandırılamaz.

9. Yasaların suçlu bulduğu kadına, yasaların öngördüğü yaptırımlar uygulanmalıdır.

10. Hiç kimse fikirlerinden ötürü mahkum edilemez. Kadın idam sehpasına çıkma hakkına sahip olduğu gibi, konuşma kürsüsüne çıkma hakkına da sahiptir.

11. Düşüncelerini ifade etmek, kadınların en önemli haklarından biridir. Bu özgürlük, babaların çocuklarıyla olan babalık bağlarını güvence altına alır. Her kadın, barbarca bir önyargı yüzünden gerçeği gizlemeye zorlandığında şunu söyleyebilir: “Ben, bana verdiğin çocuğun annesiyim.”

12. Kadınların haklarının güvence altına alınması kadınlara ayrıcalık tanımamalı, herkesin yararına hizmet etmelidir.

13. Devletin idari giderleri için kadınlardan ve erkeklerden eşit katkı talep edilir. Kadınlar üzerlerine düşen bu ödevi yerine getirdikleri için meslek, iş ve mevkilerin paylaşımına da katılırlar.

14. Kadın ve erkek yurttaşlar, bizzat ya da vekilleri aracılığıyla vergilerin zorunlu olup olmadığına karar verme hakkına sahiptir. Kadınlar, erkeklerle eşit vergi ödeme ilkesini ancak vergilerin toplanması ve kullanılması sürecine katkıda bulunmaları durumunda kabul ederler.

15. Kamu harcamalarına erkeklerle birlikte katılan kadınlar, resmi makamlardan mali konularda bilgi alma hakkına sahiptir.

16. Hakların güvence altına alınmadığı ve güçler ayrılığının kabul edilmediği bir toplumun anayasası yoktur. Ulusu oluşturan bireylerin çoğunluğunun yapımına katılmadığı yasa yoktur ve geçersizdir.

17. Birlikte ya da ayrı ayrı, mülkiyet kadının da erkeğin de hakkıdır. Bütün vatandaşlar bu dokunulmaz ve kutsal hakka sahiptir. Yasaların belirlediği kamusal bir zorunluluk bunu açıkça gerektirmediği müddetçe ve önceden belirlenmiş adil bir tazminat ödenmedikçe, hiç kimse ulusun asli miras payından yoksun bırakılamaz.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 16 Eylül 2015

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın